31/12/2008
Anevrizma
Anevrizma - Beyin Kanamaları (AVM) Anevrizma, bir arterin normal çapının en az 1.5 katı kadar geri dönüşümsüz genişlemesidir. Beyin kanamaları , damar sertliğine bağlı doku içi kanamaları olabileceği gibi beyin damarı baloncukları (anevrizma) veya doğumsal anomalilerinden (arteriovenöz malfarmasyon) de olabilmektedir. Tedavide ise asıl önemli olan kanamanın ortadan kaldırılması ve nedenlerin tedavi edilmesidir.
Anevrizma Cerrahisi
Tüm inmelerin %9’unu beyin kanaması tiplerinden biri olan subaraknoid kanama (SAK) oluşturmaktadır. Her yıl 100.000 kişide 10 yeni SAK görüldüğü istatistiklerde yer almaktadır. Erkek ve kadın cinsiyeti eşit oranda etkileyen SAK vakasına 40 ila 60 yaş arasında daha çok rastlanılmaktadır.
SAK’ın %75 nedeni damardaki genişlemeye bağlı oluşan baloncuğun (anevrizma) yırtılmasına bağlı olarak değişmektedir. Anevrizmaların çoğu tektir ; ancak hastaların %25’inde birden fazla anevrizma bulunduğu bilinmektedir. Genellikle uyanık iken aktif konumda ve çoğunlukla bir iş ile uğraşırken kanama görülür. En önemli belirtiler arasında ani başlayan , şiddetli başağrısı , kusma , bilinç bulanıklığı bulunmaktadır. Tanıda hastalık öyküsü ve muayeneyi doğrulamak amacı ile tomografi ve MRG kullanılmakta , bazı vakalarda belden alınan beyin omurilik sıvısının incelenmesi gerekmektedir. Bir hastada henüz yırtılmamış bir anevrizma saptanmış ise hiç ameliyat edilmeden direkt girişimsel radyolog tarafından kasık bölgesindeki bir damardan yetiştirilen katater yardımı ile beyindeki anevrizma yardımcı aletler kullanılarak tedavi edilebilmektedir.
31/12/2008
Karınzarı iltihabı
Karınzarı iltihabı, karın içi organları örten dokunun, sindirim kanalındaki bir delinme veya karın içi bir enfeksiyondan ileri gelen iltihap. Yaygın veya yerel olur; tedavisi her zaman ilaçla, çoğu zaman da ameliyatla sağlanır.
31/12/2008
Psikopati
Psikopati eskiden her türlü akıl hastalığı formunu kapsayan bir terim olarak kullanılırdı. Bugün ise, psikopati psikiyatride empati ve vicdan eksikliği ile karakterize olan bir kişilik bozukluğu olarak tanımlanmakta, bu kişilik bozukluğunu refere etmek için kullanılmaktadır. Her ne kadar bir psikiyatri terimi olarak yaygınca kullanılsa da, DSM-IV-TR veya ICD-10'da gerçek bir dengi yoktur. Planlanan DSM V'in bu anomaliyi de göstermeye başlayacağı umulmaktadır.
Psikopati sözcüğü, Yunanca psych yani "zihin, ruh" ve pathos yani "dert, acı çekmek"ten türemiştir.
31/12/2008
Agorafobi nedir?
Agorafobi, fobiler arasında sık görülen, eskiden yalnız meydanlardan, açık yerlerden korku olarak bilinen bir Anksiyete bozukluğudur. Şimdi ise agorafobi çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, kalabalık yerlere girmekten, örneğin sinema, tiyatro, tünel, köprü, pasaj, asansör, otobüs, vapur, uçak gibi yerlerde duyulan korkular artık agorafobi sayılmaktadır. Panik bozukluğuna bağlı olmayan fobinin nadir olduğu anlaşılmaktadır. Çoğu agorafobinin temelinde panik nöbetleri bulunmaktadır. Yani hasta panik nöbetleri geçireceği korkusu yüzünden yalnız başına sokağa çıkamamakta, kalabalığa girememektedir. Bu nedenle DSM III-R‘ye göre agorafobi belli bir durumdan ağır kaçınma davranışı gösteren panik bozukluğudur. ICD-10’da ise asıl tanı agorafobidir ve bunda panik bozukluğu olabilir veya olmayabilir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti geçirme ve ordan çıkamama, tıkanıp kalma, hiçbir seçeneği olmama korkusudur. Ağır agorafobikler yaşamın birçok etkinliğinden uzaklaşır. Bir süre sonra yaşamları o kadar kısıtlanabilir ki zamanla ciddi çöküntü durumlarına da girebilirler.